Fethiye'nin hemen güneyinde bir yamaca yaslanmış, taş evleriyle adeta zamanın donduğu Kayaköy, yalnızca terk edilmiş bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda köklerinden koparılmış hayatların ve büyük bir özlemin somutlaşmış halidir. Antik çağdaki adıyla Karmylassos, Rumların dilindeki adıyla Levissi ve bugünkü adıyla Kayaköy, mübadelenin en dokunaklı tanıklarından biridir.
Mübadele Öncesi Birlikte Yaşam: Levissi'nin Altın Çağı
Kayaköy'ün bilinen tarihi antik Likya medeniyetine kadar uzansa da, bugünkü hüzünlü güzelliğini borçlu olduğu yapılar 19. ve 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. O dönemde, çoğunluğu Rum Ortodoks olan yaklaşık 6.500 kişilik nüfusuyla Levissi, bölgenin en canlı ticaret ve sosyal merkezlerinden biriydi.
Kopuş: 1923 Nüfus Mübadelesi
Kurtuluş Savaşı'nın ardından, 30 Ocak 1923'te Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi, Kayaköy'ün kaderini sonsuza dek değiştirdi. Bu sözleşme uyarınca, Türkiye'deki Rum Ortodoks nüfusun Yunanistan'a, Yunanistan'daki Müslüman Türk nüfusun ise Türkiye'ye göç ettirilmesi kararlaştırıldı.
Bu karar, binlerce yıllık vatanlarında yaşayan Levissi halkı için bir yıkım oldu. Evlerini, tarlalarını, kiliselerini, atalarının mezarlarını ve tüm anılarını geride bırakarak, hiç bilmedikleri bir toprağa doğru zorlu bir yolculuğa çıkmak zorunda kaldılar. Giden Rumların çoğu, Atina yakınlarında kurdukları "Nea Makri" (Yeni Meğri) adlı yerleşim yerine iskan edilerek Fethiye'ye olan özlemlerini yeni vatanlarında yaşatmaya çalıştılar.
Mübadele Sonrası Sessizlik: Kayaköy
Levissi'nin boşalttığı evlere, Batı Trakya'dan gelen Türk mübadiller yerleştirildi. Ancak, gelen Türk nüfusun yaşam tarzı ve geçim kaynakları, bir zanaatkar ve tüccar kenti olan Levissi'nin yapısıyla uyuşmadı. Çoğunlukla çiftçilikle uğraşan mübadiller, Kayaköy'ün engebeli ve tarıma elverişsiz arazisine uyum sağlayamadılar. Bir süre sonra onlar da köyü terk ederek Fethiye ve çevresindeki daha verimli ovalara göç ettiler.
Bu ikinci terk edilişin ardından Kayaköy, derin bir sessizliğe büründü. Zamanla evlerin çatıları çöktü, ahşap kapı ve pencereleri çürüdü, sokaklarını ise yaban otları bürüdü. Depremler ve definecilerin yarattığı tahribat, köyün "hayalet köy" olarak anılmasına neden oldu.
Bugün Kayaköy, o büyük insani trajedinin, köklerinden koparılmanın ve vatan hasretinin taştan bir anıtı olarak ayakta durmaktadır. Arnavut kaldırımlı sokaklarında gezerken, rüzgarın uğultusuna karışan fısıltılar, bir zamanlar burada yaşanan sevinçlerin, hüzünlerin ve mübadelenin dinmeyen acılarının hikayesini anlatır gibidir.